yalnızlık-yanlışlık-alışılmışlık(imlasız)

Yalnızlık:
İnsan olduğumuz için sürekli olarak bu hisse kapılıyoruz. . Bunun bir çok çözümü olmasına karşın üstün akıl dediğimiz düşünen aklın tek çözümü üretmek.
 Eski şarkılar dinleyip hatıralara takılmak yada yeni şeyler dinleyip hiç bir şey olmamış gibi davranmaktan değil. sevip sevilme ile de alakalı değil. Başlangıçtan gelen yalnızlıktan bahsediyorum. yani ben olmasamda olurdu hissi.
hep yalnızdı ki bunu aşmak için aşk - inanç - taraf olma gibi şeyler yapıp yalnız hissetmemeye çalışılırdı.

Tabi onlardan olmayınca direk seni dışlama isteği oluyor insanlarda.  Onlardan olunca kabul ediyorlar olmayınca reddediyorlar.
     Bir tarafa ait olmadığınızda yalnız hissedersiniz. tüm her şeyi reddedip birine sarılmak istediğinizde o kişi sizden korkar. İnanmaz. İnanılmazdır çünkü bu. Elbet telefon kullanıp sosyal  medyaya giren veya dizi izleyen veya sürekli şarkılar dinleyen kişiler için absürt bir durumdur bu. İlk başta ilgi çekici olup sonra yine yalnız kalırsınız.
Buradan aristonun sevilmek ile ilgili düşüncelerine bakabilirsiniz
 Mesela aşırı müslüman tutucu bir ailedenseniz ateistim derseniz anne baba dediğiniz kişiler çoğunlukla sizi dışlayıp beyninizin yıkandığını düşüneceklerdir.
 Üretmek kısmı ise kişinin kendini bilmesine bağlıdır. çok küçük değişkenlerle düğerlerinden kendinizi ayırmayı öğrenmeliyiz. üretmeliyiz bir şeyler bırakmalıyız. birilerinin bilmesi önemli değildir. sen bir boka yarıyorsun ha cümlesini başkasından duymaya alıştırmayın kendinizi bence.
Hatta ben bir boka yarıyorumuda bir kenara bırakıp ben bir şey yapıyorum diyebilmeliyiz.
 Kendini tanımak kısmı için ise birkaç önerim var.
buradan sorgucu bilr kanal olan düşünbil tv ye
buradanda araştırmacı yazar sikkonun yazdıklarına bakıp biraz bakış açısı kazanabilirisniz

Yanlışlık:

Bu terimi açıklamak için önce felsefenin asıl sorusu olan varlık nedir sorusuna ve doğru yanlış kavramına bakmamız gerekir. aslında birçok şeye bakmak gerekir ama oturtulan temeller hep aynı sonuca çıkar. İNANÇ!
şimdi inanç diyince aklınıza din gelebilir ama bahsettiğim şey inanma iç güdüsüdür. yorumlama kısmı size ait. bir şeyin yanlış yada doğru olduğunu inançlarımız belirler. insan öldürmenin yanlış olduğunu biliriz fakat duruma göre idam vardır bir çok ülkede. teröristler için bir amaçtır öldürmek. öyle düşünmeyenleri öldürüp inançlarını yaşatmak isterler çünkü. öyle görürler. bir yere ait olma iç güdüsü çok fazla şey yaptırabilir insana. şeyhler öldür der militanlara onlarda öldürürler. ona inanırlar.
 burada üst akıl evrensel yasalardan bahsetse de evreni yeterince iyi yorumlayamadığımızdan ve çok kozmopolit ve değişken yapıda olduğundan doğrular yanlışlar yönetilebilir.
Peki nedir gerçek doğru veya yanlış. nereden bileceğiz bu değişkenleri?
düşüneceğiz göreceğiz tarihe bakacağız. neden sonuç ilişkisiyle temellendireceğiz. tarih bu yüzden ışık tutar bize. güvenmeyeceğiz her inandığımıza. akıldır tek çıkış yolumuz tek varlığımız budur.
dünyaya baktığınız pencereyi süslemek yerine camı silmeye çalışmalıyız.
 bir diğer sıkıntıda yanlış olduğunu bilip te yapmak. burada kişisel çıkarlar ve-veya bağlılıklar yatar.
iç huzur ve adalet devreye girer burada. bunlarlıda kendimce açıklamayı düşünüyorum bir ara.
kendinize dürüst olun bir şey yanlışsa inandığınız diğer şeyleri bırakıp aslolana bakın. 

ALIŞILMIŞLIK:

Bu konu gerçekten ağır bir konu. Çünkü herkes kendini oturttuğu yerden yanlış! ta olsa memnundur.
Bir kadın kendisine değer vermeyen kişiye alışmışsa ondan ayrılamaz. Çünkü her şeyini ona göre kurmuştur. Bunla yaşıyordur. Ayrı bir yere gitmek ona boşluk hissi verir.
Peki neden bu kadar önemlidir bu konu?
Bu 3 konun önemi şu yüzden önemlidir. Yaşadığımız insanların ve toplumumuzun yapısını bir inceleyim isterseniz.
Yalnızlık kavramı için diğerlerinin yaptığını ve ait olma içgüdümüzü kullanırlar.
markalar-takımlar-siyasi partiler - örgütler hepsi bir durak olarak gösterir kendilerini. marşları vardır. birlik mesajı verirler. Çünkü yalnız insanlara kendilerini ait hissedebileceği yer olarak gösterirler.
o kadar iyi yaparlar ki bunu  onlarsız olursak boş kalacak hissi verirler. bu yüzden güzel pazarlarlar kendilerini. kolay yönetirler insanları.
yanlışlık ve alışılmışlığı bir arada yürütmek isterim aslında. 
bu iki kavram şöyle işliyor. herkes için bile yanlış olabilecek şeyleri yaptığınız zaman ilk başta aşırı tepki alırsınız. Ama ilk başta kendinizi iyi pazarlayıp size alışmalarını sağladıktan sonra bu yanlışları azar azar yapıp her şeyi kendinizce kullanabilirsiniz. Büyük bir kitle tutuyorsanız elinizde yanlış bile olsa sizin yanınızda dururlar nedeni ise diğerlerinin de orada duruyor olmasıdır. Orada kimse olmasa doğrularınızın da anlamı olmaz. o yüzden size alışmalarını sağlayıp onların yalnızlığını sömürüp dilediğiniz şekilde yanlış yaparsınız. O kadar korkarlar ki yalnızlıktan bile bile yaparlar o yanlışları. peşinizden gelirler.
Hatta gelmeyenlere düşman edersiniz onları. kendi doğrularını yanlış olsa bile tutarlar. tanıdık gelmiştir bu tablo size.
daha niceleri. Düşününce göreceğiniz şeylerden biridir bu. Kendine gel çünkü gidecek başka yerin yok.
 KORKMAYIN BİRİLERİNE GÖRE BİR ŞEYLERE GÖRE YAŞAMAYIN. TANIYIN KENDİNİZİ ZİRA SAHTE MUTLULUKLAR ASLA İÇ HUZURUN VE ADALETİN YERİNİ TUTMAZ.






Yorumlar