ne ile beslenirsen o olursun

       İyi günler bu bir beslenme yazısı değil. Hayatımızda yaptığımız seçimlerin ve maruz kaldığımız dış etkenlerin bizi nasıl etkilediğinin bir kısmını olabildiğincee basit kelimeler ve örneklerle açıklamaya çalışacağım.

     
      Günümüz şartları gereği çok fazla gerekli-gereksiz bilgi ve çok fazla karmaşık olay içerisindeyiz.
Artan toplum nüfusu ve fazladan oluşan bilgi kirliliği bizim bazı şeyleri görmemizi ve kendimizi tanımamızı zorlaştırıyor. Eskisine oranla doğru-yanlış ve iyi-kötü kavramları saflığını ve gerçekliğini yitiriyor. Seçimlerimizi bunlara göre değil daha çok politik doğrular ve popüler iyilere göre yapıyoruz.
    Yani seçtiğimiz şeyler aslında kişisel olarak yapmayı doğru bulduğumuz veya bize uyan şeyler değil. Fakat aynı yollarla seçimlerin belirlediği hayatımız bir süre sonra kendimizin bile akıl alamadığı kadar farklı olaylara sürüklüyor bizi. Aslında deli gibi korkmamız gereken şeylere sırf popüler olduğu için dört kolla sarılıp , bizi geliştirecek  doğru bir hayat sürmemizi sağlayan şeyleri elimizin tersi ile itiyoruz. Bunun sonucunda toplumsal olarak kötü bir psikoloji güvensiz bir ortam ve insandışı davranışlarla karşı karşıya kalıyoruz. Peki neden? Nasıl oluyorda kendimizi ateşe atabiliyoruz?
   
     Neyle beslenirse o dur insan. İstemesede bir süre sonra seçimleri belirler yeni karakterini. Değişmekte olan şeyi farketmesede ben buyum dese de değişir.
    Örneğin hayvan besleyen biri ile bu hissi hiç tatmamış birini ele alalım. Evcil hayvan besleyen bir insan bir süre sonra o canlıya bir bağlılık hisseder. ona karşı sorumlulukları olduğunu bilir ve ona göre davranır. Daha sonra çevresindeki insanlarında düşüncelerine ihtiyaçlarına olabildiğince karşılık vermeye çalışır. Hiç bu hissi tatmamış insanların ise em pati yeteneklerinin  bu hissi bilen kişilere göre çok daha az olduğunu görebilirsiniz.
     Günümüzde daha toplumsal olarak olaya bakmak gerekirse şöyle bir kaç örnek ve olayı yorumlayarak devam etmek isterim.
     Bulunduğumuz çevrede genelde insanların başarı olarak gördükleri şeyleri ele alalım.
15-24 yaş erkek grubunda başarı sayılan şeyler genel olarak karşı cinsle yakınlaşmalar, bulunduğu ortamlarda mizah yapabilmek, iyi bir fiziğe sahip olabilmek , araba motosiklet gibi araçlara sahip olmak.Bu yaş grubunun kendi arasındaki arkadaş seçimleri bile bu şekildedir. 
    Bu ortamlarda olan bir bireyi ele alalım. Bu ortamlarda başarılı olmuş bireylerin özgüvenleri yerinde ve motivasyonları yüksektir. Bu ortamda olmayan fakat yalnızlıktan veya aynı çevrede blulunduğundan dolayı bu ortama girmek isteyen bir bireyi ele alalım. Fiziksel olarak standartın altında olan, mizah seviyesi düşük ve standart özelliklere sahip olan birey buradada söz hakkı olmasını ve or ortama ait olduğunu ispatlaması için birşeyler denemek zorundadır. onlar gibi olabilmek ve dışlanmamak için onların dinlediğii şeyleri dinleyip onların takip ettiği şeyi takip edip onlar gibi davranmak zorunluluğu hisseder. Arkadaş olmak istediği çevre kötüyse ve  ona doğruları gösterecek kişiler pek yoksa ve hayat tecrübesi yetersizse ortama kapılıp gerçekte yalnız olsa asla yapmayacağı şeyler yapabilir bu birey. Acımasız ca birilerini aşağılayarak yaptığı mizahı sırf o ortam onaylıyor diye doğru bulabilir. Yada bir kadını kandırıp sırf arkadaşları onaylasın diye onun duygularını kırabilir veya onu değersizleştirebilir.
    Sosyal medyanın aşırı derecede insan hayatını,davranışlarını ve psikolojisini etkilediği bu günlerde gerçekten de çok savunmasız bir şekilde bu ortama giren birçok insan var. Gerçekten korkutucu etkileri var.
   Boşanma olaylarında sosyal medya üzerinde oluşan aldatma olayları çok fazla ve giderek artmakta.
Artık insanlar kötülüklerini ve vasıfsızlıklarını daha kolay paylaşabiliyor. Belkide başka şeyleri seçse hayatında çok başarılı olacak bireylerin sırf ortamlarda onaylanan tipler olmadığı için girdiği depresyonları ve yaşama isteğinin azalması sonucu üretimin azalması.İnsanlara karşı düşman gibi davranması gibi çok derin sonuçları olabiliyor.
   Şu an araştırdığım ve gördüğüm kadarıyla insanlar çok fazla aşağılık psikolojisi içerisinde.Birçok  gencin sosyal medyada adeta kendini pazarladığını ve kişiliklerinin özelliklerini yansıtmasada farklı rollere girip onaylanma isteği yüzünden farklı birilerine dönüştüğünü görmek üzücü.
   Popülerizm üzerine çok fazla konuşmak gereken çok ince detaylar içeren bir konu. Şu an etkilereinin eskisinden bile daha çok olduğunu düşünmekteyim. Çünkü artık popüler olabilmek için sadece kendi arkadaş çevresini etkilemek yetmiyor. Kocaman bir sosyal medya platformunda onaylanmak için çok farklı yollara girebiliyor insan. Özellikle iletişimi ve em pati yeteneği bukadar düşük olan bir toplum açısından bir sürü vasıfsız "amsalak" bireylerin oluşumu ciddi bir facia.
 
  (daha samimi yazacağım buradan sonrasını)
  Şimdi dedikki popüler olanı seçiyoruz, doğru olmasada yanlışı bu yüzden doğru gibi kabul ediyoruz. Sırf görüşlerimiz uğruna yanlışları dayatıyoruz. ee abisi sadede gel sanane bundan!
  Anlatayım gülüm şu kocaman ülkeye bak. Çık dışarı konuş biraz. herkes birşeylerden şikayetçi.
bize şunları yapıyorlar şu adam yanlış yapıyor diye sürekli eleştiren insanlara bak. Herkes birşeylerden şikayetçi ama kimsede kendisine toz kondurmuyor. yanlış olduğunu bile bile herkes birşeyler yapıyor fakat kimse de bundan pişman değil gibi. Acısını bile hissetmiyorlar ama kendilerinin haksızlığa uğradığını düşünüyorlar. Bu durum nasıl oldu biliyormusun. Birileri sırf popüler olduğu için yanlışları seçtirdi. Mesela adam sırf müslüman olduğu için ateistlere rahat rahat küfür edebileceğini onları dışlayabileceğini düşünüyor. Bu kinle büyüyor ve karşı tarafıda kışkırtıyor. Sırf o ortamda normal karşılandığı için herşeyi iyi bildiğini ve en üstün kendisi olduğunu düşünüyor.(herkes için değil çoğunluk olduğu için doğru bu durum) . Bu durumun farkında olan ateist bir birey eline güç geçtiğinde güçlü olduğu için diğer tarafın birçok hakkını gasp edebiliyor. Onlara olan kini yüzünden birşeyleri engelleyebiliyor. Kurunun yanında yaşta yanıyor tabi. Sonuç basit bir inanç ayrılığı durumu yüzünde koskocaman bir gruplaşma ve bir sürü haksızlık. Tabi bunun gibi bir çok görüş ayrılığı yüzünden biribirini hiç  anlamayan bir toplum. Sağcısı solcusu alevisi sünnisi hepsi ayrı bir telden çalan ve kin dolu bir toplum. İnsan olmayı bile beceremeyip kin öfke ve nefretle beslenip bir süre sonra sadece buna dönüşen canlılar.
   İsrailli çocukların videolarını izledim tüm filistinlileri öldüreceğiz diyen 8-10 yaşlarında bir çok çocuğu düşünün. Amaçları bu olan ve sadece bunun için güçlenmeye çalışan çocukları. 

 Yani yavrum kısacası sana ne dayatılıyorsa ne görüyorsan ne söylendiyse o oluyorsun. Sen olabilmeyi ben bilemem ben olmayıda sen bilemezsin. Sana tavsiyem ben buyum demeden önce çok şey öğren çok fazla durumu gör ve hepsinin yerine koy kendini. He birde girdiğin toplumsal roller seni sen yapmaz. Mesleğin, inancın, bulunduğun ortam senden çok senin kıyafetini belirler. Bu kıyafet olmak yada sen olmak senin elinde.  Çok zamanın yok gülüm çok fazla araştırman lazım. İnsan durduğunda ölür.  Çevrende sana doğruları gösterecek birileri varsa sakın kaybetme onları. Bazı şanslar tek seferliktir. Görmeyi öğren yoksa 60 ında emekli olup kahvede oturup ameriga bizi kıskanıyor diyen insanlardan farklı olmazsın.

Candan ablamız  ne güzel söylemiş biraz ders almak lazım.
https://www.youtube.com/watch?v=tm8bfSSnF2A



 




Yorumlar